Qirim Tatar Cultural Association of Canada

KIRIM FELAKETI: Devrimci-Milliyetçi Çizgi | Isbirlikçi Reformist Çizgiye Karsi PDF Print E-mail

KIRIM  FELAKETI:
Devrimci-Milliyetçi Çizgi
Isbirlikçi Reformist Çizgiye Karsi

Prof.Dr.Sener ÜSÜMEZSOY
Türk dünyasini analiz etme çalismalarimiz Sovyet Devrimi’nin analiziyle baslamisti. Ve bu çalismalarda Sovyet Devrimi’nde büyük Rus sovenizminin yani Velikarus sovenizminin sosyalizm ideolojisi arkasinda kendini gizledigi parti çalismalarindaki oylamalar, örgütlenmeler ve parti kararlari konusunu incelendiginde açiklikla görüldü. Burada karsimiza Kazanli bir Tatar olan Sultan Galiyev’in hareketi konusunda Stalin’in “Sag ve sol sapmalar” isimli yazisinda elestiri oklarina tutulan Sultan Galiyev ve Firdevs’i okumustuk. Böylelikle “Sultan Galiyevizm” olarak elestirilen bu konu hakkinda o dönemki bilgisizligimizle bir sultanin, devrimci saflarda yer aldigi biçiminde ve daha sonra milliyetçi bir sag sapma yaptigi noktasinda yanlis hükümlere varmistik.
Sonra bunlarin daha detayli politik tarihini okudugumuzda karsimiza Sovyet Devrimi’ne karsi çikan ve Sibirya’da Amiral Kolçak baskanligindaki Çekoslovak askerlerinin, Volga’da Amiral Denikin’in, Kafkaslarin kuzeyinde Kazak Ataman Dutov’un ve Kirim çevresindeyse Vrangler’in Beyaz Ordularinin,  Kizillarla mücadelesini inceledik.
Bu inceleme bize Sovyet Devrimi’ndeki gerçegi göstermektedir. Devrim sonrasi Moskova Dukaligi kadar bir alana hapsedilmis Bolsevik iktidarinin, kirlarda Tatar, Baskirt ve Kazak milliyetçi devrimcilerin Beyaz Generallere karsi mücadelesiyle var oldugunu ögrendik.
Bu yasanan gerçek durum bize devrimcilik ve milliyetçilik arasindaki iliskinin ne kadar iç içe geçtigini göstermistir.
Devrim’i Kurtaran Türkler
Ingiliz çikarmasi ve bunlarin desteginde 1. Dünya Savasi esirleri olarak Sibirya’da sürgünde bulunan Amiral Kolçak baskanligindaki ordunun ve Beyaz Generallerin yönetimindeki Volga’da Amiral Denikin’in; Sovyet Devrimi’ne karsi isyani, Sovyet Devrimi’nin kirlardan sehirlere dogru fethedilme ve yok olma tehlikesiyle karsi karsiya birakmistir. Iste bu Sovyet Devrimi’ne karsi tehlikeyi yok eden ve bu tehlikeyi durduran Tatar-Baskirt ordularinin askeri basarisi olmustur.
Bu noktada Stalin’in ünlü Dogu Halklari Komiseri olarak atadigi Sultan Galiyev portresi ortaya çikmaktadir:
Tatar Kizil Ordusu Baskani, Müslüman Kizil Ordusu Komutani, Müslüman Tatar-Baskirt Komünist Partisi Baskani Sultan Galiyev.
Moskova’ya hapisBolmus olan Bolseviklerin sosyalizmi kurma yolunda milliyetçi devrimcilerle isbirligi yapmasiyla Sovyet Devrimi hayatta kalabilmistir.
Bu dönemi bizzat yasayan Kizil Ordu baskani olarak Troçki’nin yaninda önemli görev alan Sultan Galiyev,  Tataristan’daki  Tatar Kizil Ordusu’nun komutani olarak yer almakta ve Dogu Halklari Komiseri olarak orada bulunmaktaydi.
Bunun disinda Zeki Velidi Togan, Baskirt Kizil Ordusu komutani olarak Kolçak’a ve Denikin’e karsi savasmistir. Bu dönemde bizim aci bir politik ders olarak aldigimiz Sovyet Devrimi’nin basari kazanmasi, yani karsi devrimin yenilmesi sonrasi Sovyetler Birligi’nde Rus sovenizminin tezahürü olan Velikarusçuluk ile Tatar Kizil Ordusu’nun tasfiyesi; Müslüman Komünist Partisi’nin Rusya Komünist Partisi’nin bürosu haline indirilmesi, Galiyev’in Dogu Halklari Üniversitesi’nde ders vermesi bahanesiyle Volga-Ural bölgesinden koparilmasi ve en sonunda kursuna dizilmesi dogrultusunda bir süreci üzülerek inceledik.
Kirim’da Devrimci Hareket ve Milli Komünistler
Bu noktada bugünkü Tataristan, Baskirdistan ve hatta Kazakistan gibi Türk devletleri,  Sosyalist Sovyetler Birligi’nde var olabilmesi bu iç savasta gösterdikleri kahramanlik sayesinde mümkün olabilmistir. Ve bugüne kadar gelen çizginin temelleri Sultan Galiyev ve arkadaslarinin kahramanligi üzerine atilmistir.
Bu konuda Sultan Galiyev ve arkadaslarinin feda edilmesine karsilik bugünkü Türk dünyasinda var olan Tataristan, Baskirdistan ve Kazakistan  devletleri, bu mücadelenin sonucu olarak var olmuslardir.
Bu olayi Kirim Tatar sürgünü açisindan yorumladigimizda; Kirim sürgünü sonrasi vatana dönüs için Sovyetler Birligi’nde sürgün yemis Tatar halkinin mücadelesinin bayraktarligini yapan temel öge,  Lenin’in kurdurdugu ve baskani olarak Milli Firka’nin sol kanadinin üyesi olan Veli Ibrahim’in  kurdugu Kirim Sosyalist Milli Otonom Devleti’dir. Ve bu sekilde sürgünde sürdürülen hareket   Tatarlarin Kirim’a dönüs mücadelesi Lenin’in Kirim’da kurdugu bu milli otonom devlete dönüs ve bu devletin tekrar Sovyetler Birligi’nin dagilmasi sonrasi yeniden kurulmasi talebiyle sürdürülmüstür.
Bir baska deyisle Sovyetler Birligi’ndeki revizyonist ve milliyetçi sapmaya karsi Leninist “Uluslarin kendi kaderini tayin hakki”ni talep eden bir mücadele sürdürülmüstür.
Tarihte 1920’li yillar Kirim Tatar milli hareketinin yok sayildigi bir dönemdir. Bu dönemde inisiyatifi ele alan Veli Ibrahim ve Sultan Galiyev’in en önemli arkadasi olan Ismail Firdevs’tir. Stalin “Sag ve sol sapma” isimli kitabindaki elestiride “Sultan Galiyev mi bu teorileri olusturmaktadir yoksa Kerimcan Firdevs mi? Sultan Galiyev’i mi Firdevs yönetmektedir yoksa Firdevs’mi Sultan Galiyev’i yönetmektedir?” diye ünlü bir konusmasiyla Firdevs’i ortaya çikarmaktadir.
Fakat buna karsilik Kirim’da Firdevs’i bilen bir kisiye rastlamamak da devrimci Tatar bilinicinin ne derece köreltilmis oldugunu göstermektedir.
Sadri Maksudi ve “Milli Medeni Muhtariyet”
Bu olguyu basligimiza uygun olarak anlamamiz için Baskirdistan ve Kazan’daki “Milli Komünistler” isimli Sultan Galiyev ve Mollanur Vahidov’un baskanligindaki harekete karsi daha kuvvetli gözüken fakat tarihin diyalektiginde gidis yönünü saptayamayan bir isbirlikçi reformist hareketi incelemek gerekir.
Bu Idil-Ural Tatar-Türk devleti organizasyonu mücadelesidir.
Bu mücadelenin baskanligini Sadri Maksudi yapmistir. Sadri Maksudi Rus Dumasi’nda bir milletvekili olup Rusya’dan Tatarlarin talebi olarak  “milli medeni muhtariyet”  kavramini öne sürmektedir.
“Milli medeni muhtariyet”  kavrami yalniz kendi dili ve diniyle egitim yapan okullari talep eden reformist bir burjuva hareketidir. Ve esas olarak mirzalarin yönetiminde Ruslarla Katarina çagindan beri uzlasmis ve bu sahte Rus aristokrasisi unvanlariyla tatmin edilmis bir grup olarak ortaya çikmaktadir.
Bu grubun politik temsilciligini ise Kazan’da Kadet Partisi üyesi ve Duma’daki üye Sadri Maksudi yapmistir. Sadri Maksudi’nin savundugu fikirlerin isbirlikçi karakteri Rus Kadet Partisi’nde bulundugu dönemde Çarlikla uzlasan ve Çarliktan ancak Idil -Ural’da Çarliga bagimli olan bugün kültürel özerklik diye çevirebilecegimiz ama geçmiste bundan da az bir içerige sahip olan “milli medeni muhtariyet” tezinden gelmektedir.
Yani medeni bir gelismeyi, Batililasmayi saglamak... Bu da zaten Deli Petro’dan beri Rusya’nin çevre halklari için önerdigi bir yönetim biçimidir.. Keza ayni sekilde Katerina’nin bu bölgelerde Tatarlarin, Kazaklarin ve diger Türkistanlilarin kendi dillerinde egitim yaparak yasamalari politikasidir.
Bu politikalar esas olarak Çarlik Rusyasi’nin politikalaridir. Ve bu politikalarda bagimsizlik fikri söz konusu degildir. Buna karsilik Idil-Ural Türk-Tatar Meclisi’nde Baskirdistan temsilcisi olan Zeki Velidi Togan bu çizgiye karsi çikarak  “toprakli ayrilikçiligi” savunmustur. Bunlarin adi da “toprakçilar” olmustur. Yani burada “Topraklarimizla bagimsiz olmamiz gerekir.” tezini ortaya sürmüstür. Bu da esas olarak Sadri Maksudi’ye karsi devrimci bir çizgiyi izleyen Sultan Galiyev’in çizgisini tanimlamaktadir.
Bu çizgi “Uluslarin kendi kaderini tayin hakki”, egemen devletten ayrilma, bagimsiz devlet olma ve bu bagimsizligin esas olarak devrimci bir tarzda egemen siniflarin yönetiminde degil halkin yönetiminde bir iktidarla gerçeklesecegidir.
Ismail Gaspirali ve “Dilde, Fikirde,Iste Birlik”
Bu fikirler bize Kirim tarihinde de yabanci gelmemektedir. Kirim’da “milli medeni muhtariyet” fikrinin temsilcisi Ismail Gaspirali’dir.
Gaspirali’nin bu tezi aslinda Gaspirali’yi etüt ettigimizde daha iyi anlasilmaktadir. “Dilde, fikirde, iste birlik”  tezi Türk dünyasi’ndaki bir dilde, iste birlik gibi anlasilan sekliyle, gerçek anlamda bagimsizlikçi bir tez degildir.
“Milli medeni muhtariyet” dedigimiz Müslüman’in kendi dilinde Arap alfabesiyle egitimi anlamini tasimaktadir. Gaspirali’nin tezlerini Türkçü bir tez olarak yanlis algilayan insanlar siyasi yazilarini okuduklarinda yakindan göreceklerdir. Buradaki ön önemli makalesi “Rusya Müslümanligi”dir. Burada vurgulanan Rusya’daki Müslümanlarin Türklügü, Tatarligi degildir. Rusya’daki Ruslarin Müslümanligi anlamina kadar çarpitilacak bir anlayisla, Rusya Müslümanligi savunulmaktadir.
Rusya Müslümanligi, Çin’e kadar uzanan bölgenin Rusya’nin dogal siniri oldugu ve dolayisiyla tüm Orta Asya’nin Rusya ile birleserek bir bütünlük saglayacagi tezini ortaya sürmektedir ki, bu Katerina’nin, Islam’a özgürlük vererek Orta Asya’yi Rusya’ya baglama tezinin bir versiyonudur.
Bunu açiklikla itiraf ettigi zaman, bunun politik bir zorunluluk mu yoksa gerçek fikri mi oldugu konusunda bir kusku göstermeyecek sekilde onun gerçek fikri oldugu ortaya  çikmaktadir.
Çünkü burada Kirim Tatarlari, Kazan Tatarlari gibi “Tatarlik” kavraminin egemen oldugu bölgede Tatarligi karsi bir politikayla  “Tatarlar Mogollardir ve bunlar Çin sinirina kadar giden topluluklardir.” gibi bir vurgulamayla Altinordu’nun Rusya’da bir etnogenez yaratmasini ve Kuzey Türk dünyasinin olusumunun Cengiz Han’in bu akinlariyla baslayip bugüne kadar geldigi gerçegi reddedilmektedir.
Bu reddedis, onun Ruslarin Altinordu’nun Rusya’yi yagmaladigi, Tatarlarin vahsi cehennem zebanileri oldugu söylemlerinin etkisinde kaldiginin isaretidir.
Gaspirali’nin Rakibi: Abdurresit Mehdi
Bu dönemde olayi Kirim özeline indirgedigimizde karsimiza, Gaspirali’nin çok bilinen yayinlarina karsilik hiç de bilinmeyen ama halk tarafindan çok sevildigi için Gaspirali’ya rakip olup, Gaspirali’nin seçilemedigi yerde Belediye Baskani seçilen Abdurresit Mehdi’nin hareketi çikmaktadir.
Meshur 1905 devriminin oldugu zaman,  Abdurresit Mehdi bu fikirlerden etkilenerek  “Kirim Tatarlarindir. Kirim’daki bagimsizlik Tatarlarin topraklarina sahip olmasidir.” tezini ortaya atmistir.  Ve Lenin’de toprak sorunlari konusundaki tezleri.  Abdurresit Mehdi’den almistir.
Burada vurgulanan nokta, Kirim’da,  Katerina döneminden sonra mirzalarla isbirligine dayanip burada yerli bir aristokrasi olusturma yoluna gidilerek bu aristokrasiyi Rusya’ya baglama politikasidir.
Ve bunun disinda asil Kirim topraklari,  Ruslar tarafindan ele geçirilmistir. Tatarlar ise burada topraksiz olarak yoksul ve kölelesmis köylüler haline indirgenmistir.
Yani bir kisim mirzaya mülk olarak verilen çok küçük miktarlarda toprak karsiliginda, onlarin yönetiminde ama gerçekte Rusya’ya tabi bir Kirim olusturulmustur.
Iste bu mirzalardan biri de Mirza Gaspirinski’dir. Mirza Gaspirinski kendisini Kirim’in aydinlanmasi dedigimiz modernlesmeye ve egitime vermistir. Böylelikle burjuva aydinlanmacisi fikri dogrultusunda Kirim’da “milli medeni muhtariyet” teziyle biçimlendirilen görüslerini gelistirmistir.
Yani Sadri Maksudi’nin “milli medeni muhtariyet” tezi Gaspirali’dan kaynaklanmis bir tez olarak ortaya çikmaktadir. Bu da esas olarak Katerina’nin programindan gelen bir yaklasimdir, yani reformisttir ve bu reformizm Rusya’ya karsi degil Rusya’nin programi olarak ortadadir.
Oysa Abdülresit Mehdi “Kirim Tatarlarindir ve Kirim’in topraklari Tatar topraklaridir. Kirim’in bagimsizligi Tatarlarin topraklarina sahip olmasiyla mümkündür.” teziyle toprak devrimini bagimsizlik devrimiyle ve sosyal devrimle iç içe geçirmis bir anlayisa sahiptir.
Abdurresit Mehdi, Kirim’da Karasubazar Belediye Baskani olmustur ve ayni sekilde Duma seçimlerinde Kirim halki tarafindan Duma’ya gönderilmistir. Ama 1905 devriminin bastirilmasi sonrasi fiili olarak yok edilen bu anlayis daha sonraki süreçte kendini yeniden bulacaktir.
Kirim’da Ittihatçi Etkisi
Bu 1914’ten sonra özellikle Türkiye’de Ittihatçilarin etkisinde kalan Kirimli Tatar gençler, Kirim’da yeniden örgütlenmeye baslamistir. Bu örgütlenme “Vatan Hadimi” isimli bir yapilanma içine girmistir.
“Vatan Hadimi” yapilanmasi da esas olarak Gaspirali’nin fikirlerinden kaynaklandigi kadar Abdurresit Mehdi’nin fikirlerinden de kaynaklanmaktadir. Ve burada Sadri Maksudi’nin rolüne paralel bir role sahip olan Cafer Seyid Ahmet görülmektedir. Cafer Seyid Ahmet ve Numan Çelebi önderliginde 1917’de Kirim Tatar Kurultayi düzenlenmistir ve bu kurultay o dönemde  Kirim Tatarlarinin bagimsizligini savunmustur.
Fakat bu bagimsizlik yine bu iki çizgi arasindaki sikisma tarzina dönmüstür. Yani Cafer Seyid Ahmet’in temsil ettigi ve çogunluk diyebilecegimiz birinci grup, Kirim’daki federalistlerin çizgisinde Ukrayna’nin federalist hareketine katilan ve onun kuyrukçulugunda olan bir harekettir.
Ve “milli medeni muhtariyet” programi dedigimiz dinde ve dilde özgürlügü ama Ukrayna’ya tabiligi savunmaktadir. Isbirligi olarak da Vrangler’le isbirligi yapmak noktasinda karsi devrimci saflarda yer almaktadir.
Buna karsilik ise azinlik kalan Numan Çelebi Cihan’in vurguladigi nokta ise “Kirim Tatarlarindir” olmustur. Ve “Kirim Tatarlarindir” sloganinda Kirim’daki Ukraynalilar ve diger milliyetlerle isbirligi yapmak yerine, Kirim’da iktidari alma çizgisidir. Bu iktidari alma çizgisinde ise yaninda Milli Firka’nin sol kanadi diyebilecegimiz düsünce yesermektedir.
Burada Sultan Galiyev’in Kirim’daki yoldasi sayilan Kerimcan Firdevs ve Veli Ibrahim, Ukraynalilar ve onlarla isbirligi yapan Vrangler’in güçlerine karsi Bolseviklerle birlikte olma tezini savunmaktadir.
Oysa Rusya’daki Sovyet Devrimi sonrasi ortaya çikan karmasada bir tarafta Moskova’da çaresiz kalmis Bolsevikler ve kirsal alanlarda isgalci Beyaz Ordular vardi.
Yazinin basinda da belirttigim gibi kuzeyde Ingilizlerin destegiyle ve esir Çekoslovak askerlerinin isyaniyla olusan Kolçak güçleri, Amiral Denikin’in güçleri ve Ukrayna bozkirlarinda Dutov, Kafkasya ve Kirim’da da Vrangler karsidevrimci olarak Sovyet Devrimi’ni yikmak ve isgal etmek için ortaya çikan hareketlerdir.



 
Official Website of Tatar World design by TatarWorld.com